BANA BİR DAHA "ANNECİĞİM" DER MİSİNİZ?
Merhaba sevgili Sevgi Okyanusu ailemizin üyeleri. Sizlerle uzun süredir yeni yazılarımla buluşma imkânım olamadı. Bunun asla izahı ve mazereti olamaz, bu nedenle herhangi bir mazeret ileri sürmüyorum.
Şanlıurfa’da özellikle suçla tanışmış çocuklarla ilgili sık sık sohbet ettiğim Doktor Hale Hanımın görev yaptığı sağlık kuruluşunun girişine uçucu madde kullanan bir genç geldi. Kurumdaki tüm çalışanlar tedirginlik içindeler. Hale Hanım uçucu ve yapıştırıcı (Bali, Tiner) madde kullanan gencin yanına gelerek;
- Anneciğim bir sıkıntın mı var? Herhangi bir sıkıntın varsa bana söyle, deyince madde bağımlısı genç uzun süre herhangi bir şey demedi. Bekledi, orada bulunanların ve Hale Hanımın yüzüne anlamsız anlamsız baktı.
- Bana bir daha anneciğim der misin? dedi. Hale Hanım birkaç defa daha o gence “ANNECİĞİM” deyince oradan sessizce ayrıldı.
Hale Hanımın içten söylediği “ANNECİĞİM” kelimesi madde bağımlısı genci etkisiz hale getirmiş ve duygulandırmıştı. Belli ki bu genç bu kelimeyi hayatında uzun süre belki de hiç işitmemişti. Alişan Kapaklıkaya hocanın güzel bir sözü vardır. “Madde bağımlısı biri annesinin sinesinde bulamadığı sevgiyi torbalarda arıyor” der. Bu olayda bunu görebilmiştik. Birilerine zarar vermek amacıyla geldiği sağlık kuruluşunda bir doktor hanımın “ANNECİĞİM” kelimesi ile herhangi bir şey yapmadan duygulu olarak ayrılıyordu.
Adam 3 yaşındaki kızını, pahalı bir hediyelik kaplama kâğıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kâğıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı.
Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip "Bu senin babacığım" dediğinde üzüldü. Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece önce yaptığından utandı. Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi boştu. Kızına gene bağırdı.
- Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım değil mi? Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?
Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı, "O kutu boş değil ki baba" dedi... "İçini öpücüklerimle doldurmuştum!"
Adam öyle fena oldu ki. Koştu kızına sarıldı. Beraberce ağladılar.
Adam o altın kutuyu ömrünün sonuna kadar yatağının başucunda sakladı. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerinden birini çıkarırdı.
Aslında bütün anne ve babalara böyle bir altın kutuyu çocukları hiçbir karşılık beklemeden, sevgi ve öpücüklerle doldurup vermişlerdir. Hiç kimsenin hayatında bundan daha değerli bir armağana sahip olması mümkün değildir.
SAHİ SİZİN DE BİR ALTIN YALDIZLI KUTUNUZ VAR MI? VARSA ZATEN MUTLU BİRİSİNİZ. ŞAYET YOKSA ÜZÜLÜN VE EN KISA SÜREDE BİR TANE EDİNİN.
SEVİN, SEVİLİN VE SEVGİYLE KALIN…