Sevgi Okyanusu, Alişan Kapaklıkaya, NLP, Öğrenmeyi Öğrenme, Hızlı Okuma


Türkiye'yi kurtaracak adam!



Türkiye'yi kurtaracak adam!

Hayır! Sandığınız gibi değil. 'Dünyayı kurtaran adam'la alakası yok Alişan Kapaklıkaya'nın. O, sadece insanlara 'bir şeyler katabilmek' içinTürkiye'nin dört bir yanında konferanslar veren bir öğretmen. “Manyak mısın, Türkiye'yi sen mi kurtaracaksın?” denmesine aldırış etmeyen bir NLP uzmanı...

 

Türkiye''yi kurtaracak adam!
EMETİ SARUHAN
O'nun hikayesi pek çoğumuzun hikayesinin başladığı gibi başlamış. Eşyanın az, çocuğun çok olduğu bir zamanda doğmuş. Kendine değer verildiğini hissetmeden büyümüş, hasbelkader okula gitmiş. Karlı bir kış günü, yakacakları bittiği için kardeşiyle soğuktan titrerlerken okul müdürü ve öğretmeni “yakacakları var mı, iyiler mi?” diye sormaya gelince ağlamaya başlamış. Zira, ilk defa birinin ona değer verdiğini görüyormuş. O gün öğretmen olmaya karar vermiş. Olmuş da. Aynı öğretmeni gibi, sevgiye ihtiyaç duyan gönüllere dokunabilmek için, öğrencilerinin evlerini ziyaret etmeye başlamış. Eşiyle tam 1500 eve gitmiş. Derdini anlatmak isteyenlerden yaklaşık 12.000 mektup almış, hepsini tek tek cevaplamış. Yine 10.000'den fazla öğrenciyi evinde misafir etmiş. NLP eğitimi alıp, özümsediklerini insanlara anlatmaya başlamış. Konferanslar için dünyanın çevresini üç kez dolaşacak kadar yol yapıp, tüm Türkiye'yi gezmiş. Bu esnada kazandığı yaklaşık 1 milyon YTL'nin hepsini yardıma ihtiyacı olanlar için harcamış. Hala da bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle yoluna devam ediyor. “Ya manyak mısın, Türkiye'yi sen mi kurtaracaksın?” diye soranlara, “Evet” diyor, “Sen kurtarmazsan, ben kurtarmazsam, kim kurtaracak?”

Bir bakmışsınız ağlıyorsunuz

Alişan Kapaklıkaya'yı kitabı “İçindeki Uyuyan Güzeli Uyandır” sayesinde tanıdım ve “hemen tanışmalıyım” dedim. O'nu Yozgat Polis Okulu'nda verdiği bir konferansta yakaladım. Gördüm ki Alişan Hoca samimi ve gerçek bir insan. Ortaokula kadar yatağını ıslattığını, babasını nasıl kaybettiğini, nasıl maddi zorluklar yaşadığını büyük bir samimiyetle anlatıyor. Böyle bir coşku ve duygu selini ilk defa o konferansta gördüm. Anlattıkça, hem kendisi, hem öğrenciler kâh kahkahaya, kâh gözyaşlarına boğuluyordu. Öyle ki, öğrencilerden birini hıçkıra hıçkıra ağladığı için salondan çıkarmak zorunda kaldılar. Baktım, konferansı takip etmek için gelen yerel gazetelerin muhabirleri de ağlıyordu. Konferans sonrası öğrenciler Alişan Hoca'nın etrafını sardı. Kitaplarını alıp, imzalattılar. Öğrendim ki Alişan Hoca'nın bütün konferansları böyle geçiyormuş.

 

Biz öğretmenler katiliz, 'faili meçhul çocuk' bizim eserimiz!

 

Alişan Hoca, öğretmenliğe hevesle başlamış. Ancak görmüş ki öğrenciler mutsuz, huzursuz, öğretmenler hayatından bezmiş. İlkokula pırıl pırıl başlayan çocuklar, liseyi bitirirken tembel, uyumsuz, hırçınlar. Bir öğrencisinin söyledikleri anlatmış O'na sorunu; “Saçımızdaki jöleye, eteğimizin boyuna, kravatımıza baktınız ama bir kere gözlerimizin içine bakmadınız, bu çocukların bir derdi var mı diye.” Biz bize teslim edilen pırıl pırıl çocukların hayatına kast eden katilleriz” diyor Alişan Hoca.

 

Para babamın yerine geçmiyor

Bu yüzden de öğrencilerinin yürekleriyle ilgilenmeye başlamış. Kimsesiz olanlara bayramlarda tebrik kartları yazıp göndermiş. Yaklaşık 12.000 mektup almış. Bunlar arasında 200 sayfalık olanlar bile varmış. Hepsine de el yazısıyla cevap vermiş. Yardım isteyenlere elini uzatmış. NLP eğitimi aldıktan sonra da herkesin takip ederken gözyaşlarını tutamadığı konferanslar başlamış. Amacının insanlarıağlatmak olmadığını “İnsanları ağlatmak ya da güldürmek gibi bir derdim yok. Sadece bir farkındalık oluşturmaya çalışıyorum.” diye anlatıyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor: “Babam beni zorluklarla okuttu. Ona ilk para göndereceğim gün vefat etti. Şimdi param var, babam yok. İnsanlara anne- baba, eş ve çocuklarının ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyorum.”

 

Ben bir tepsi baklavayım

Alişan Hoca NLP dersleri alıp kendine uygulamış. Öğrendiklerini insanlara anlatmaya başlamış. Sonra bu anlatımlar bir konferanslar dizisine dönüşmüş. 2000 yılında da öğretmenlikten istifa edip konferanslar vermeye başlamış. Kars'tan Şırnak'a, Bodrum'dan İstanbul'a, Sinop'a kadar iki senede tam 124 bin kilometre yol gitmiş. Zaman zaman jandarma yolunu kesmiş, “Burası güvenli değil, ileri gitmeyin” diye ama o devam etmiş. Ülkenin en ücra köylerine, köşelerine kadar gitmiş. Ama kimseye kendini zorla dinletmiyor. “Ben kendimi bir tepsi baklavaya benzetiyorum. Bir dilimini yiyen hepsinin tadını anlar. Gittiğim okullardaki öğrencileri, kurumlardaki memurları zorla konferansa dolduruyorlar. Hepsi homurdana homurdana geliyor. Ben '5 dakika dinleyin, tadıma bakın, beğenmezseniz gidin' deyince rahatlıyorlar. Kendilerine güven geliyor.” Gerçekten de konferansını kimse bırakıp çıkmıyor. Bunlardan birine de ben şahidim.

 

Alişan Hoca'dan inciler

 

 

  • Kalplerini sevgiyle dolduramadığımız çocuklar, dağa çıkıp, askerimizin polisimizin göğsünü kurşunla dolduruyorlar.

     

  • Bir öğrenci benim insanları kandırdığımı düşünmüş ve öldürmeye karar vermiş. Yanıma geldiğinde ben ona öyle bir “Merhaba, hoş geldin” demişim ki o an vazgeçmiş. Onunla arkadaş olduk. Okumaya karar verdi. Bir sene çalıştı ve üniversite sınavını kazandı. Adana'da kimse inanamadı.

     

  • Ben insanların yol arkadaşıyım. İnsanların huzurlu, ışıltılı olmalarını amaçlıyorum. Evinin kapısını açarken cennetin kapısını açar gibi açmalarını istiyorum.

     

  • Sevgini göstereceksen şimdi göster, öldükten sonra ağlayıp bağırmanın bir anlamı yok. Beni haber yapacaksan şimdi yap, öldükten sonra yapmanın bir anlamı yok

    Alişan Hoca'dan sayılar

     

     

  • Konferansları esnasında 8000 kitap sattı

     

  • Kendini geliştirmek için 1500 kitap okudu

     

  • 1 milyon YTL kazandı, yardıma ihtiyacı olanlara harcadı


  • Eklenme Tarihi : 11 Kasım 2007, Pazar